Artık dur demenin vakti!

Artık dur demenin vakti!

İnan GÜL Yazdı

Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde son günlerde gündeme gelen konular, vicdanlarımızı sızlatmıyor değil.

19 yaşında, hayatının baharında bir genç kız hayatını kaybetti.

Allah ailesine sabır versin.

ADÜ Hastanesi yetkilileri resmi bir açıklama yaptı: “Biz her şeyi tam yaptık.”

Gerçekten de öyle mi? Onu Allah bilir. Bugünün ahireti de var!

Görevli doktor istifa etsin, etmesin önemli değil. Bir can yitip gitti.

Herkesin evladı vardır. Allah bağışlasın, benim de bir çocuğum var.

Hiçbirimiz evladımızın tek bir tel saçının kopmasına, tırnağının kanamasına dayanamayız.

En ufak acılarında “yüreğimiz yanar”…

Ama tıbbın ve teknolojinin bu kadar geliştiği bir dönemde “ilgisizlik” sonucu evladını kara toprağa vermek, ailenin olduğu kadar bizim de vicdanımızı derinden sarsmıştır.

Tüm kamuoyuna buradan sesleniyorum. Makam sahiplerine sesleniyorum.

Bugün hayatını kaybeden bu 19 yaşındaki genç kız, bir siyasetçinin, önemli bir bürokratın veya iş adamının kızı olsaydı ne olurdu?

Hastane yetkilileri yine bu açıklamayı yapar mıydı?

Yoksa birilerinin görevden “affı” mı istenirdi?

Bugüne kadar şehrimizin üniversitesinin kurumsal yapısına zarar gelmesin diye birçok konuyu sessizce kapattık.

Gelen şikâyetleri “bireysel” olarak değerlendirip kurumsala yormadık.

Ama artık vicdanım rahat etmiyor.

Psikiyatri servisinde dönemsel olarak yaşanan ölümlü vakalar sıradan mı, yoksa intihar bulguları var mı?

Geçtiğimiz aylarda yanlış ilaç uygulaması ile hayatını kaybeden hasta iddiası doğru mu?

Bazı mahkemelerde göreve bir şekilde iade edilebilirler;

Peki ya “Mahkeme-i Kübra”…

Orada ne cevap vereceksiniz?

Yazık…

Peki hastanede tüm bunlar yaşanırken Başhekim ve “Rektör Danışmanı” Mücahit Avcil ne yapıyor?

İl il rektörlük peşinde koşuyor.

Bir Denizli, bir İzmir.

Sırada da Aydın var.

Sevgili hocamız geçtiğimiz aylarda Pamukkale ve Demokrasi Üniversitelerine aday oldu.

Mülakatlarına gitti, geldi.

Şimdi yakın çevresine Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörlüğü için aday olacağını söylüyor.

Bunun için de gözünü epeyce karartmış diyebiliriz.

Neden mi?

Bakın, ADÜ Rektörümüz Bülent Kent gecesini gündüzüne katmış, şehrin üniversitesi için Ankara yollarını aşındırıyor.

Bir yatırımı daha Aydın’a kazandırayım diye mücadele ediyor. Akreditasyon için tüm kademelerini ayağa kaldırdı.

İktisadi işletme vergi rekortmeni oluyor.

Kampüsün alt ve üst yapısında çalışmalar son sürat devam ediyor.

Ama hastanede her türlü olumlu hareketin arkasında Mücahit Avcil varken, olumsuz tüm olayların arkasında Bülent Kent olduğu izlenimi var.

Rektör hocam burada ne anlatmak istediğimi çok iyi bildiği için uzun uzun detaya girmeyeceğim.

Sevgili başhekimimiz herkese güller dağıtırken, yaşanan en ufak sorunda: “Ben idareye bildirdim. Yönetim kabul etmiyor. Rektör hocanın kararı.” diyor.

Arka planda ise “Hocam bu böyle, şu şöyle.” diye tam tersi bilgi veriyor.

Anlayacağınız, kendisi çok iyi bir yönetici ama işleri aksatan Rektör hoca.

Başhekimimiz geçtiğimiz günlerde mahkemelik olmuş.

Sebebi ise sağlık turizmi.

İddiaya göre dışarıdan bir ismi Aydın’a getirmiş. Kendisiyle uzun süre çalışmış.

ADÜ Hastanesi’ne hemşire kadrosu için iyice bastırmış. Ama rektör hocanın freni ile karşılaşmış.

Şikâyetçi kadının iddiasına göre kendisine verilen sözler tutulmadı.

Bu yüzden de mahkeme yolunu tuttu.

Peki, dışarıdan getirilen bu kişiye sevgili başhekimimiz ödemeleri hangi kaynak üzerinden yaptı?

WhatsApp yazışmalarında rektör hocaya hakaret söz konusu mu?

Yazışmaların dışında başka deliller veya gelişmeler mi var?

Buna mahkeme heyeti gereken cevabı verecektir.

Ama sevgili başhekimimiz kamuoyuna bu hanımefendiye yapılan ödemelerin nereden yapıldığını şeffaf bir şekilde açıklamalı diye düşünüyorum.

Tüm bunlar yaşanırken sevgili başhekimimizi derinden üzen bir gelişme yaşandı.

Mücahit Avcil’in yoğun ısrarları ile dışarıdan getirilip üniversite yönetim kurulu kararı ile İletişim Fakültesi sekreteri yapılan ve daha sonra şimşek hızıyla hastaneye görevlendirilip “satın almadan sorumlu” müdür yapılan kişi, apar topar geçen hafta “görevden affını” istedi.

Sevgili başhekim hocamız, özel görevlendirmeler ile getirtip sınırsız yetki verdiği Ö.Ç.’nin istifa talebini reddetti.

Büyük emekler harcayarak getirdiği Ö.Ç. ise arkasına bakmadan hastaneden ayrılmak için bu sefer rektörlük makamına dilekçe yazdı. “Beni buradan acil alın.” der gibi.

Yangından mal kaçırır gibi görevinden istifa etmesinin sebebi nedir?

Rektör hocamız ve ADÜ’nün kurumsal kimliğinin zarar görmemesi açısından bu konuya etraflıca değinmek istemiyorum.

Tabii sevgili başhekim hocamızın hedefleri büyük olduğu kadar, hırsı da büyük.

Yakın çevresine “Aydın siyasetçileri bana dokunamaz. Arkamız sağlam.” diyor.

Şimdi kamuoyuna soruyorum.

Bir hastanenin başhekimi gece saat 02.00’de başka bir ilin milletvekili ile Aydın’daki otele hal hatır sormak için mi gider, yoksa bir talep için mi?

Bir de Aydın’daki siyasetçilere seslenmek istiyorum.

Bu şehre sahip çıkın.

Bir başhekim gece 02.00’de sizin telefonunuzu arayıp “Çay içmeye gelmek istiyorum.” demiyorsa burada büyük bir sorun var.

Başka ilin milletvekilleri gelip buradaki kurumlarda karar alıcı isimler olmasın!

Velhasılı ADÜ’nün geleceği için şov yapmadan, hakkaniyetli bir şekilde hizmet etmeye çalışan Bülent Kent hocamız ve ekibinin yanında; kendini dokunulmaz sanan rektör danışmanı ve başhekim hoca ile ilgili verilecek kararları yakından takip edeceğim.

ADÜ’nün kurumsal kimliğine zarar gelmesin diye verdiğimiz mücadele, başhekim hocanın PR çalışmalarını izlememiz için değil.

Bir sonraki yazıdaki konular bizi üzdüğü kadar, eminim kadrodaki isimleri de derinden üzecektir.

Vesselam.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler