ZEMİNDE HÜSEYNİ ZİHNİNDE KAPİTALİST ZAMANI KÛFELİ OLMAK!
İnsan aynı anda birkaç çağda yaşar. Ayağı geçmişin toprağına basar, aklı geleceğin borsasında dolaşır, vicdanı ise tarihin en ağır imtihanlarından birinin önünde bekler. Belki de bu yüzden içinde yaşadığımız dönemi en iyi anlatan cümle şudur: Zeminde Hüseynî, Zihinde kapitalist, Zamanı Kûfeli.
"Hüseynî" olmak, yalnızca bir tarihî şahsiyete hayranlık duymak değildir. Hakikatin yanında durmayı, bedeli ne olursa olsun adaleti savunmayı ifade eder. Dilimizde adalet, merhamet ve vicdan eksik olmaz. Haksızlık karşısında öfkemiz yüksektir; mazlumun hikâyesi yüreğimizi sızlatır. En azından sözde…
Hüseyin'i sevmek kolaydır. Çünkü tarih, haklıyı çoktan seçmiştir. Asıl zor olan, Hüseyin'in yalnız kaldığı yerde yalnız kalabilmektir. Kerbelâ'nın ardından gözyaşı dökmek değil; kendi çağının Kerbelâ'sında taraf olabilmektir. Hakikatin bedel istediği yerde pazarlık yapmamaktır.
Fakat zihnimiz başka bir düzenin içinde şekilleniyor. Başarıyı rakamlarla, değeri fiyatlarla, insanı ise üretkenliğiyle ölçen bir dünyanın çocuklarıyız. Kapitalizm yalnızca ekonomik bir sistem değil; aynı zamanda düşünme biçimi hâline geldi. Rekabeti doğal, tüketimi ihtiyaç, birikimi ise hayatın temel amacı olarak gören bir zihniyet, fark ettirmeden vicdanın dilini değiştirebiliyor.
Kapitalizm yalnızca cebimizi değil, kelimelerimizi de dönüştürdü. "Fedakârlık" verimsizlik, "kanaat" gelişememek, "vefa" ise çoğu zaman akıl dışı bir davranış gibi sunuluyor. Böyle bir zihinsel iklimde hakikat, kârlılık hesabına yeniliyor.
İşte asıl çelişki burada başlıyor. Bir yandan adaletten söz ederken, diğer yandan çıkarımız söz konusu olduğunda sessiz kalabiliyoruz. Mazlumun yanında olduğumuzu söylerken, menfaatimizi tehdit eden bir haksızlıkta gözlerimizi başka yöne çevirebiliyoruz. Çünkü zihnimiz, ahlaktan önce hesabı yapmaya alıştı.
Ve sonra "Kûfeli zaman" geliyor.
Kûfe, tarihte yalnızca bir şehir değildir; söz ile eylem arasındaki mesafenin sembolüdür. Davet edip yalnız bırakanların, alkışlayıp sahip çıkmayanların, haklıyı bilen ama bedel ödemekten kaçınanların hafızasıdır. Bugün de benzer bir iklimde yaşıyoruz. Sosyal medyada cesur, gündelik hayatta temkinli; ekranlarda adalet savunucusu, gerçek hayatta sessiz tanıklarız.
Bugünün Kûfe'si kalabalıklardır.
Herkes konuşuyor ama az kişi tavır alıyor. Herkes adaleti savunuyor ama kendi çıkarı söz konusu olduğunda sessizlik en güvenli liman hâline geliyor. Hal böyleyken “dağ geçitlerinden bir geçitte hayatını devam ettirecek insan” sayısı çoğalıyor… Sosyal medya vicdanın yerine geçti; paylaşmak, mücadele etmek zannedildi. Oysa tarih ekran görüntülerini değil, bedel ödeyenleri kaydeder.
Belki de çağımızın en büyük problemi kötü insanların çoğalması değil; iyi insanların hesap yapmayı fazlasıyla öğrenmiş olmasıdır.
Oysa tarih, büyük dönüşümlerin derin tefekkür ile ilke sahibi insanların omuzlarından yükseldiğini gösterir. Hüseynî duruş, alkış garantisi olmayan bir yürüyüştür. Kapitalist akıl ise çoğu zaman kazancı garanti altına almak ister. Bu iki yaklaşım aynı insanda buluştuğunda, ortaya sürekli ertelenen doğrular çıkar.
Bugün kendimize sormamız gereken soru şudur: İnandığımız değerleri gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa yalnızca onları anlatmayı mı seviyoruz?
Çünkü mesele hangi sloganı attığımız değil; çıkarımızla hakikat karşı karşıya geldiğinde hangisini tercih ettiğimizdir.
Belki de bu çağın en büyük ihtiyacı, zemin ile zihin arasındaki mesafeyi kapatmaktır. Adaleti yalnızca anmak değil, yaşamak; vicdanı yalnızca hissetmek değil, kararlarımızın merkezine koymaktır. Aksi hâlde tarih değişse de Kûfe değişmez; isimler farklılaşır, ama suskunluk aynı suskunluk olarak kalır.
Ve günün sonunda insan, söylediği sözlerle değil; sustuğu yerde, yürüdüğü safta ve vazgeçmediği ilkelerle anılır.
Zeminimizin sağlam olmadığı yerde (ki bu sağlamlık Kuran ve Sünnete bağlılıktır) zihnimiz kapitalizmin oluşturduğu bulanıklık halinde varlığını devam ettirmeye çalışırken tek sermayemiz olan zaman çoktan dağılmış ve insan savrulmuş olur.
Ne mutlu hakikat ile sağlam duranlara ve yaşayanlara!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.